Kürt ve Kürtlerin hak taleplerine dair söz söyleyen, iş üreten yazar ve sanatçıların üzerindeki baskılar OHAL uygulamalarıyla şiddetlendi. MEB’e bağlı okullarda öğretmenlik de yapan edebiyatçı ve sanatçılar, OHAL sürecinde yaşadıklarını anlattı.

Bu yazı ELİF İNCE ve SİYAH BANT tarafından IFEX için hazırlanmıştır. Yazının orijinali 13 Aralık 2016 tarihinde yayınlandı.

“Türkiye’de, ‘Kürtçe yazarın’ bir adı yok. Ben de, Dilawer Zeraq olarak yazıp, Dilaver Döğer olarak öğretmenlikten atılıyorum, işte bütün mesele ve çelişki bu.”

Yazar, çevirmen ve araştırmacı kimliğiyle tanınan Dilawer Zeraq, aynı zamanda Diyarbakır’da sürdürdüğü matematik öğretmenliği görevinden yaklaşık iki ay önce ihraç edildi.

Kürtçe roman ve öykülerinin yanında, Ferhenga Biwêjan/Deyimler Sözlüğü gibi Kürt dili üzerine önemli çalışmaları olan Zeraq’ın memuriyetten çıkartılmasının sebebi, kendi ifadesiyle, üyesi olduğu Eğitim Sen’in kararına uyarak 29 Aralık 2015’te “Savaşa Karşı Barışı Savunacağız” sloganlı bir günlük iş bırakma eylemine katılması.

ege

Zeraq’ın 20 yıllık emeğinin sonucu olan sözlük 18 bin Kürtçe deyimden oluşuyor. Foto: Evrensel

Resmi ifadeyle “ihraç edilmesinin” sebebiyse, 675 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname.”

29 Ekim tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 675 sayılı KHK’nın ekindeki listelerden birinde Özgür Gündem gazetesinin kapatılma kararı, bir diğerinde ihraç edilen 2 bin 219 Milli Eğitim Bakanlığı çalışanı arasında 672. sırada, devletin tanıdığı ismiyle öğretmen “Dilaver Döğer”in ihraç kararı var.

Öğretmenlerin ve diğer kamu görevlilerinin ihraç edilme gerekçeleri, 675 sayılı KHK’da tek cümleyle açıklanıyor:

“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır.”

İlki 23 Temmuz’da çıkartılan, 30 binin üzerinde eğitimcinin “terörle ilişkisi olduğu” iddiasıyla ihraç edilmesine sebep olan Olağanüstü Hal KHK’larında adı geçenler bir daha “doğrudan veya dolaylı olarak” kamuda çalışamayacak, üstelik pasaportları “derhal” iptal edilecek.

OHAL günlerinin bilançosu

“Terör örgütlerine yönelik” olduğu öne sürülen OHAL uygulamaları, dernek ve medya kuruluşu kapatmaktan memuriyetten atmaya çeşitli formlara bürünebiliyor, darbeyle ilgisi olmayan ve farklı görüşlerden muhalifleri sessizleştirmek için kullanılıyor.

Kürt ve Kürtlerin hak taleplerine dair söz söyleyen, iş üreten yazar ve sanatçılara yönelik baskılar da OHAL günlerinde şiddetlendi.

Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos’ta kapatıldı ve aynı gün polis baskınında karikatürist Doğan Güzel darp edilerek gözaltına alındı. Gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyelerinden yazar Aslı Erdoğan ve dilbilimci/yazar Necmiye Alpay ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla Ağustos’ta tutuklandılar ve haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. 14 yılı aşkın bir süredir yayınlanan Kürtçe-Türkçe kültür sanat ve politika dergisi Tîroj ve 25 senedir yayınlanan Evrensel Kültür dergisi 29 Ekim KHK’sıyla kapatıldı.

Eylül ayında, küratör Beral Madra HDP’ye desteğinden ötürü AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan tarafından hedef gösterildi. Madra’nın Çanakkale Bienali’ndeki küratörlük görevinden istifa etmesi üzerine bienal, organizatörler tarafından iptal edildi.

Kayyum dolayısıyla Diyarbakır, Batman ve Hakkari’de belediyelere bağlı tiyatrolar dağıtıldı; Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatro Festivali, festivali düzenleyen derneğin kapatılmasıyla iptal edildi. Amed Tiyatro Festivali başka şehirlerde gerçekleşti. Kültür sanat alanında faaliyet yürüten çok sayıda Kürt derneği (MKM/Mezopotamya Kültür Merkezi, Kürt Yazarlar Derneği, Dicle Fırat Kültür Derneği, Mezopotamya Sanat Derneği, Arzela Kültür Merkezi, Med Kültür Merkezi, BEKSAV/Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı, Gölge Kültür Merkezi, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Seyr-i Mesel Sanat Atölyesi Derneği, Uluslararası Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatro Festivali’ni organize eden Dramatik Sanatlar Eğitim ve Araştırma Derneği vb.) mühürlendi ve sonuncusu 22 Kasım’da çıkan KHK’lar silsilesiyle kapatıldı.

1128 akademisyenin imza attığı, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiri Ocak 2016’da ilan edilmişti. 27 Kasım itibarıyla, aralarında birçok sanatçı da bulunan toplam 142 akademisyen (83’ü OHAL KHK’larıyla) işten atıldı, 77 akademisyen görevden uzaklaştırıldı, 484 akademisyene disiplin soruşturması açıldı. Mart’ta tutuklanan imzacı akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy, 22 Nisan’daki ilk duruşmalarında tahliye edildi.

aslı

Aslı Erdoğan. Foto: Muhsin Akgün

KHK’lar ve sanatçı öğretmenler

Olağanüstü Hal KHK’larına bağlı işlemlerle soruşturma açılan ve görevinden uzaklaştırılan, kimi görevden çıkartılan ve tutuklanan on binlerce öğretmen arasında birçok ünlü yazar ve sanatçı da yer alıyor. Bu yazar ve sanatçıların çoğu Eğitim Sen üyesi ve Diyarbakır’da yaşıyor.

‘Ayna Çarpması’ adlı ilk kitabıyla Yunus Nadi ve Haldun Taner öykü ödüllerini alan, son kitabı ‘Sarı Kahkaha’ 2015’te yayınlanan Murat Özyaşar, bir yandan sürdürdüğü edebiyat öğretmenliği görevinden 8 Eylül’de binlerce meslektaşıyla birlikte geçici olarak uzaklaştırılmıştı.

Özyaşar, 1 Ekim’de İstanbul’daki evi sabaha karşı terörle mücadele ekiplerince basılarak gözaltına alındı. Aynı saatlerde Belki Yayınevi’nin sahibi, şair ve yazar Rênas Jiyan da Diyarbakır’daki evi basılarak başka öğretmenlerle birlikte gözaltına alındı. Jiyan, Eğitim Sen üyesiydi ancak birkaç senedir öğretmenlik yapmıyordu.

Beş gün boyunca avukatlarıyla görüştürülmedikten sonra Jiyan 6 Ekim’de, Özyaşar da 7 Ekim’de serbest bırakıldı. Özyaşar’ın davası, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü PKK/KCK soruşturması kapsamında yargılanan öğretmenlerle birlikte devam ediyor.

Diyarbakır’da çalışan güncel sanatçılar Erkan Özgen ve Cengiz Tekin, güncel sanatçı/yazar Şener Özmen, şair/yazar İlhami Sidar, yazar Kemal Varol ve şair Lal Laleş de Milli Eğitim Bakanlığı’nın 8 Eylül tarihli talimatıyla açığa alındı. Özyaşar, Özmen ve Varol 25 Kasım’da; Tekin, Özgen ve Sidar da 2 Aralık’ta görevlerine iade edildi. Ancak iade edilenlerin de soruşturmaları henüz sonlanmış değil.

“Öğretmenin yeri sınıfıdır”

Soruşturmaların bölge illerini hedef aldığı hükümet tarafından gizlenmiyor. Başbakan Binali Yıldırım, 4 Eylül’de Diyarbakır’da STK’lara konuşmasında, “Nasıl 15 Temmuz sonrası FETÖ’yü bütün kurumlardan ayıklıyorsak, bütün şirketlerini, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını, derneklerini, vakıflarını, sendikalarını kapattıysak, şimdi sıra bölücü terör örgütünde” demişti. “Bölgede görev yapan, terörle bir şekilde iç içe olmuş 14 bin öğretmen olduğu tahmin ediliyor” diye konuşan Yıldırım, üzerinde “şüphe bulunan” bütün öğretmenlerin “tedbir olarak” açığa alınacağını açıklamıştı.

Hükümet yetkilileri, öğretmenlerin grev ve protestolara katılım dolayısıyla soruşturulduklarını da açıkça ifade ediyor. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Erdem, “Hendekler açıldığında sendika ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan çağrılarda öğretmenlerimiz greve kalkıştı. Kanunlar terör örgütüne devletinin müdahale etmesini protesto etme yetkisi vermez” demiş, greve kalkışan öğretmenlerin “PKK ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle” açığa alındığını öne sürmüştü.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz da 15 Kasım’da mecliste yaptığı konuşmada “Güneydoğu’da teröre karşı verilen haklı ve yerinde mücadeleye karşı yapılan protestolar ve ‘katil devlet’ sözlerinin demokratik bir hak olduğunu düşünmediklerini” belirterek “Öğretmenin yeri sınıfıdır” demişti.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde yaptığı basın açıklamasında, KHK’larla en az 1,5 milyon öğrencinin eğitim ve öğretim hakkının engellendiğini tespit ettiklerini belirtti. Karaca, “12 Eylül darbecileri 3 bin 700 öğretmeni ihraç ederken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilen öğretmen sayısı 30 bini aşmıştır” diye konuştu.

Diyarbakır ilk sırada

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 8 Eylül’de Twitter’dan “Bölücü terör örgütü bağlantılı 11 bin 285 personel açığa alındı” diyerek duyurduğu, 23 Temmuz’da çıkan ilk OHAL KHK’sını (667 sayılı) temel alan kararla en çok kayıp veren iller sırasıyla Diyarbakır, Mardin ve Batman oldu.

10 bine yakın üyesini etkileyen karara dava açan Eğitim Sen’in dava dilekçesinde, uzaklaştırılan öğretmenlerin büyük bir bölümünün sendika üyesi olduğu, üstelik bu üyelerden neredeyse tamamının sendika tarafından 29 Aralık 2015’te gerçekleştirilen (“Savaşa Karşı Barışı Savunacağız” sloganlı) greve katılanlar olduğu belirtiliyor.

Dilekçede dikkat çekilen bir diğer hukuksuzluk, iş bırakma eylemine katılan sendika üyelerinden yalnızca doğu ve güneydoğu bölgeleri ile Artvin ve Hatay’da görev yapanların uzaklaştırılması. Sendika, aynı eyleme katılan ama ülkenin batısında görev yapan personelin hiçbiri hakkında görevden uzaklaştırma kararı alınmadığına dikkat çekiyor.

“Kimse aramaya cesaret edemedi”

Sanatçı Erkan Özgen, aynı zamanda 15 senedir Diyarbakır’da öğretmenlik yapıyor ve Eğitim Sen üyesi. Eylül’de açığa alındığı esnada Diyarbakır’da bir ortaokulda ‘Teknoloji ve Tasarım’ dersi veriyordu. 2 Aralık’ta, yani açığa alındıktan 86 gün sonra işine iade edildi, soruşturması hala devam ediyor.max

Erkan Özgen. Foto: Max Geuter

20’den fazla ülkede sergilere katılmış, İsviçre Kunstmuseum Thun’un 2005 Prix Meuly ödülü sahibi Özgen, 2016 yazını Helsinki şehrinin karşıladığı bir konuk sanatçı programında geçirmişti. Programın internet sitesinde, Diyarbakır’da yaşayan, Kobani ve Şam gibi çatışmalı şehirlerde de bulunan sanatçının Helsinki’de “bir süreliğine nefes alabilmesi”nin amaçlandığı belirtilmiş. Gerçekten de yurtdışından Diyarbakır’a “büyük bir moral” ile döndüğünü anlatan Özgen, “Projelerim vardi, çektiğim video’nun editine başlamak icin sabırsızdım” diyor.

Ancak dönüşünden kısa süre sonra, Özgen’in deyimiyle “Kürt coğrafyasına müjdeler getiren” Başbakan Binali Yıldırım’ın “bölgede görev yapan, terörle bir şekilde iç içe olmuş 14 bin öğretmen”in uzaklaştırılacağı açıklamasıyla karşılaşıyor. Birkaç gün sonra okul müdüründen, Milli Eğitim Bakanlığı kararıyla görevinden uzaklaştırılan öğretmenler arasında olduğunu öğreniyor.

“Her şey uçtu. Hiçbir şey yapmıyorum. Her şeye rağmen sanat faaliyetlerinde bulunmak, iş üretmek istiyorum. Ama gerçekten çok zor. Sadece açığa alındığım için değil, yaşadığım kentin her yerinde güvenlik adına yollar kapatılmış, kontrol noktaları ve beton bloklardan karakollar oluşturulmuş durumda.”

Öğretmenler arasında açığa alınanların il dışına çıkmasına dair gizli bir yasaktan bahsedildiğini anlatan Özgen, tüm bunların bilinmesine rağmen okuldan meslektaşlarının kendisine geçmiş olsun dememesine üzülmüş: “Kimse aramaya cesaret edemedi, bütün ülkeye salmaya çalışılan korku onların iliklerine de sızmış.”

Çocuklarla çalışmayı sevse de eğitim sistemindeki ciddi problemlerden dolayı öğretmenlikten ilk günden beri memnun olmadığını anlatıyor, “Tüm yoğunluğumu sanata harcamak isterdim” diyor.adult

Erkan Özgen, ‘Adult Games’ (2004), video

“Yazma esinini yitirmeye başladık”

Yazar ve şair İlhami Sidar da Diyarbakır’da 86 gün görevden uzaklaştırıldıktan sonra iade edilen, ancak soruşturması hala devam eden öğretmenlerden. Kürtçe ve Türkçe birçok roman kaleme almış yazar, aynı zamanda 28 senedir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapıyor.

Diyarbakır Eğitim Sen’in ilk üyelerinden olduğunu söyleyen Sidar, “Anadolu ve Fen Liselerine bakıyorum, üniversite sınavlarında Türkiye birincileri çıkarmış okullar, öğretmenlerinin çoğunu tanıyorum ve abartısız söylüyorum, Türkiye’nin en iyi öğretmenleri” diyor.

Sidar, yaşananları şöyle değerlendiriyor:

“90′lı yılları yaşadık, faili meçhuller, Hizbullahi cinayetler, yüreklerin birer taziye evine dönüştüğü yıllar. “Melekler de Ölür” ve “Sadakat” adlı romanlarım bu karanlıktan doğdu, edebiyata tutunmak tek çıkıştı ben ve benim gibiler için. Ölümün bir gölge gibi bizi takip ettiği bir kentte yazma esinini hiçbir zaman yitirmedik. Acı olan bugün gelinen noktada o esini yitirmeye başladığınızı hissetmek. Yüzde seksen yedi oyla seçilmiş rektörlerin ıskartaya çıkartıldığı, gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin özgürlüklerinin ellerinden alındığı, on binlerce emekçinin işinden edildiği bir ülkede yaşamak, sonra Sur, sonra Cizre, bodrumlar, yakılmış cesetler…”sidar

İlhami Sidar

“İnsanlar ölmesin, kentler yıkılmasın diye”

Yurtiçi ve yurtdışında tanınırlığı olan, öğretmenlik de yapan ve Eğitim Sen üyesi olan bir sanatçı, “insanlar ölmesin, kentler yıkılmasın diye, sendikanın almış olduğu karara uyarak” bir günlük greve katıldığını belirtiyor.

Yaklaşık üç ay boyunca açığa alınan, soruşturması devam ettiği için isminin kullanılmasını istemeyen sanatçı, üzerinde hissettiği baskıyı şöyle anlatıyor: “Telefona her yazdığımı gece uyumadan siliyorum, tweetlerimi gözden geçiriyor, girdiğim siteleri temizliyorum. Ellimde birçok fırsat varken terk etmediğim toprakları neyin beklediğini düşünmekten korkuyorum…”

OHAL öncesi ihlaller

Türkiye toprakları üzerindeki gerilla kamplarını konu alan ‘Bakur’ belgeselinin Nisan 2015’te İstanbul Film Festivali’ndeki gösterimine getirilen yasak, barış sürecinin bittiğine dair ilk sinyallerden olmuştu. Bakur’un yönetmenlerinden Ertuğrul Mavioğlu’nun aktardığına göre, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürü festivali düzenleyen İKSV’yi arayarak “filmin gösterilmesinin olanaksız olduğunu” söylemişti. “Kayıt tescil belgesi olmadığı” gerekçesiyle İKSV tarafından gösterilmeyen belgeselle dayanışmak için 22 film festivalden çekilince tüm yarışmalar ve kapanış töreni iptal edildi.

Çok sayıda mahallesi ablukla altındaki Diyarbakır’a 2015’in son gününde varan “Barışa Yürüyorum” inisiyatifi üyeleri, birçok başka şehirde yaptıkları gibi basın açıklamalarını okumak üzere yürümeye başlayınca polis tarafından gaz ve su sıkılarak engellenmiş, gruptan 24 kişi gözaltına alınmıştı. Dört gün boyunca gözaltında tutulan yürüyüşcüler arasında iki sanatçı da vardı: Pınar Öğrenci ve Atalay Yeni. Gözaltına alınanların terör propagandası suçlamasıyla ve 18 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı dava hâlâ devam ediyor.

Akbank Sanat, “Barış Sonrası” sergisinin hazırlığında Belit Sağ’ın Ayhan Çarkın hakkındaki videosunu sansürlemiş, 1 Mart 2016′da açılması planlanan sergiyi de son anda iptal etmişti.

2016 Mayıs’ta, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) düzenlediği 2. İstanbul Kürt Kültür Sanat Festivali’nin kapanış konseri, Valilik tarafından “güvenlik” gerekçesiyle yasaklanınca etkinlik Bostancı Kültür Merkezi’nden Şişli Kent Kültür Merkezi’ne taşındı.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlatılan kampanya kapsamında, tek günlüğüne Özgür Gündem gazetesinin sembolik yayın yönetmenliğini yapan yazar Ahmet Nesin, gazeteci Erol Önderoğlu ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 20 Haziran’da “terör propagandası” suçlamasıyla tutuklandı, 10 gün sonra serbest bırakıldı.