Vaka

‘Uluslararası Bağımsız Film Festivali !f’ devam ediyor. Çekildiği ülkelerde bile tartışılan ‘aykırı’ filmlerin bolluğu festivalin değerini gölgelerken, kamu desteğini de sorgulatıyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de 16 Şubat-4 Mart tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Bağımsız Film Festivali !f değişik bölümleriyle seyirciyle buluşuyor. 26 Şubat’a kadar İstanbul’a gösterilecek olan filmler, ardından Ankara ve İzmir’i de gezecek. Festivalin özelliği, çeşitli nedenlerle geniş dağıtım ağına çıkmayan veya çıkamayan yapımların meraklılarıyla buluşturulması. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da festival destek fonu alan festivale biraz daha yakından bakıldığında, bazı filmlerin içeriklerinin toplumun genel kabul görmüş değerlerinin dışında konulardan seçilmesine özel bir gayret gösterildiği dikkat çekiyor. Bölümler arasında şöyle bir gezinti yapacak olursak mesela, yarışmalı bölümdeki Hindistan’ın Bengal bölgesinden, gösterimi o ülkede yasaklanan ve yönetmeninin “genel ahlaka bir saldırı” olarak nitelendirdiği “Pislik” adlı film, hayatın uçlarında yaşayan iki arkadaşın aşırı küfürlü, bol uyuşturuculu ve hardcore seks sahneleriyle örülü yaşamlarını sergiliyor.

“Yüksek Asit Oranlı Uyuşturucu”

Hit Filmler’deki Amerikan filmi “Işık Açık Kalsın”, iki erkeğin birbirine cinsel yakınlaşmasını ve sonra yaşananları işliyor. Aynı bölümde yeralan yine Amerika’dan “Sihirli Yolculuk”, yüksek asit oranlı uyuşturucu LSD ile bezeli bir yolculuğu sunuyor. Yalnızca iki aynı cinsin cinsel ilişkilerine ayrılan Gökkuşağı bölümünde ise 6 film perdeye yansıyacak. Üçü belgesel filmlerden İran’da çekilmiş olan “Koşul”, iki genç kızın birbirlerine olan ilgisini cinsel tabanda aktarıyor.

“Aykırı İlişkilere Yakın Mercek”

Alman yapımı “Aksak Ritm”, iki erkek arasındaki ilişkiye mercek tutuyor. İngiltere’den “Haftasonu”, iki erkeğin barlarla yatak odası arasında geçen hayatlarını doğaçlamayla ve gerçekçi anlarla filmleştiriyor. Ayrıca ayın 24’ü gecesi İstanbul’da, Festivalde yer alan yan etkinlikler kapsamında bir Gökkuşağı Partisi düzenleniyor. “Yol” bölümünde gösterilen Kanada eseri “Bir Gecelik”de, bir gecelik ilişkinin sabaha kadarki ayrıntıları çiziliyor. E-şıkkı bölümünün “17 Kız” adlı Fransız filmi, bedenlerini kullanma hakkı adına hamile kalmaya karar veren bir grup ergenlik çağındaki kızın öykülerini beyazperdeye taşıyor. Benzer içerikte başka pek çok filmin daha yer aldığı Festival kapsamında olumlu ve yapıcı yapıtların gösterimi de sözkonusu olsa da, bir bütün olarak ele alındığında, toplum yapısı ve ahlak değerleriyle çatışan bu tür yapımların varlığı festivalin değerinden kaybettiriyor ve devlet desteğinin varlığını sorgulatıyor.

Kaynak: İhsan Kabil, Star, 21 Şubat 2012

Ekler

ELEŞTİRİ ve TAHAKKÜMÜN SINIRLARINDA

 

Medya

“Sinema-medeniyet ilişkisi ve algılama sorunları”, Yusuf Kaplan, Yeni Şafak, 2 Nisan 2012

 ”Muhafazakar sinema mı sol sinema mı döver?”, Rasih Yılmaz, Bugün, 2 Nisan 2012

 ”Biz sansür heyeti değiliz”, Olkan Özyurt, Sabah, 29 Mart 2012

“Muhafazakarlık ve Sinema Tartışmasına Mütevazi Bir Katkı”, Nihal Bengisu Karaca, HaberTürk, 28 Mart 2012

“Sadede gelelim, lütfen: Film’in “politika”sı mı, poetika”sı mı?”, Yusuf Kaplan, Risale Haber, 23 Mart 2012

“Sinemaya da mı ‘ayar’ çekiliyor”, Radikal, 19 Mart 2012

“Mahfazasız Muhafazakarlık”, Fatih Özgüven, Radikal, 18 Mart 2012

“Sansürcü olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!..”, Uğur Vardan, Radikal, 14 Mart 2012

“SİYAD Politbürosu’nun küstahlıkta sınır tanımayan mensubu”, Ali Murat Güven, Yeni Şafak, 4 Mart 2012

“Eleştiri ve tahammülün sınırlarında…”, İhsan Kabil, Star, 2 Mart 2012

“Yeni bir ‘ihbar’ hattı”, Uğur Vardan, Radikal, 27 Şubat 2012